Aylık arşivler: Eylül 2014

Modern Dansla Sonbahar Ayini – Sadler’s Wells, Londra

Güneş Londra’ya çok yakışır. Şehrin modu değişir, yüzü gözü açılır. Dondurma yenilesi güneşli bir günde, Clisssold Park’da arkadaşlarımla geçirdiğim güzel bir günden sonra eve döndüğümü ve ‘Dansçı Aranıyor’ başlıklı e-postayı, merakla açtığımı daha dün gibi hatırlıyorum. Mart Ayı başları olmasına rağmen, hava o kadar güzelmiş demek.

Sadler’s Wells – Foto: Belinda Lawley

Program ve gelişmelerinden haberdar olmak üzere e-posta listesine abone olduğum Sadler’s Wells Tiyatrosu’nun, ‘Creative Learning’ (Yaratıcı Öğrenim) bölümü, ‘Sum of Parts’ adlı yeni bir proje başlatıyor ve bu projede yer almak isteyen dansçılar arıyordu. Tecrübe değil ama heyecan ve sözüne bağlılık aranıyordu. Atölyeler neşeli bir biçimde geçecek ve profesyonel eğitmen ve dansçılarla birlikte çalışılacaktı. Ortaya çıkacak olan eser, Mayıs Ayı’nda, büyük sahnede sergilenecekti. Dansçı mıyım? Değilim. Sözümün eri miyim? Evet. Heyecan? Dorukta. Koca Sadler’s Wells’in, koca sahnesi? Ürktüm ama üzerinde daha fazla düşünmeden hemen cevap yazdım. Beni de alın!

Sadler’s Wells, öncelikle çağdaş dansın en renkli, en yeni ve özellikle de en yenilikçi örneklerini sergileyen, dünya çapında saygınlığı olan bir tiyatro. Kendi bünyesinde, favorim Akram Khan, Sylvie Guillem, Wayne McGregor gibi isim yapmış 16 sanatçı ile birlikte projeler yürütüyor.

Akram Khan Company – İzledim. iTMOi. Foto: Richard Haughton

Ayrıca, Britanya’nın yanı sıra, uluslararası kültürlerden tango, hip-hop, flamenko, bale gibi çok çeşitli dans türlerine de programında geniş yer veriyor. Örneğin ben, geçtiğimiz yıllardan birinde, Sidi Larbi Cherkaoui ve Antony Gormley’nin Shaolin Tapınağı’ndan keşişler (Shaolin Monks) ile birlikte yapmış oldukları çalışma, ‘Sutra’yi izledim. Sadler’s Wells’te izleme şansını bulduğum hemen her performans gibi, Sutra da bu dünyanın dışındandı.

Sutra - Foto: Andree Lanthier

Sutra – Foto: Andree Lanthier

Ya da geçtiğimiz baharda sahnelenen ‘The Rite of Spring & Petrushka’. Stravinsky’nin bundan 100 sene önce, izleyicisinin neredeyse ayaklanmasına sebep olan orjinal eseri ‘Rite of Spring’in, Fabulous Beast Dance Theatre uyarlaması. Silkelenmiştim. Bu biraz benim sanattan beklentimi de özetliyor. Silkelenmeliyim. Şöyle bir doğrulup kendime gelmeli, düşünmeli, sonra üzerine yatıp, ertesi gün kalkıp, üzerinde tekrar düşünmeliyim.

Fabulous Beast Dance Theatre – The Rite of Spring & Petrushka Foto: SW

Her sene gösterileri izlemeye gelen yarım milyon seyirciyi etkilemeye devam ededursun, Sadler’s Wells aynı zamanda gelişmekte olan bir sanat organizasyonu ve bir vakıf. Her sanat dalında olduğu gibi onların amacı da dansı, hayatı, insanı geliştiren, ona anlam katan ve zenginleştiren bir disiplin olarak yaygınlaştırmak. Gelirinin %70’ini bilet satışlarından elde eden kurum, vakıflar, yardımlar, ulusal sanat geliştirme konseyi ‘Art Council England’ desteği ile kafe ve bar işletimi gibi kaynaklar sayesinde işliyor.

Mekanı, 1683 baharında Richard Sadler, önceleri bir müzik evi olarak inşa etmiş. 18yy. başlarında ise burada, canbazlar, hokkabazlar, güreşçiler, dans eden köpekler ve hatta şarkı söyleyen ördeklerle yapılan gösteriler sergilenmeye başlamış. Bina, 1765’ye yeniden inşa edilmiş, fakat işler pek yolunda gitmemiş, 18 kişinin öldüğü talihsiz kazalar yaşanmış. 1862’de tekrar yenilenmiş ama yine de talihsizliklerden kurtulamamış. Bir ara sinemaya dönüştürülmüş. Ne yazık ki, 1915’te tiyatro, kapılarını tamamen kapatmış.

‘İyi sanat herkese ait olmalı’ inancına sahip – gözümde öyle canlandırdığım – şirin bir hanımefendi olan Lilian Baylis, 1925’de, tiyatroyu kurtarmak için fon sağlama çalışmalarına başlamış. Kendisi gibi güçlü ve ‘şirin’ bir kadın olan İrlanda’lı Ninette de Valois’u işe almış. Tiyatro’nun kapıları 1931’de tekrar açılmış.

Sonraki yılarda opera ve bale birbirinden ayrılmış. Sadler’s Wells, 1970’lere gelindiğinde, Rambert Dance and London Contemporary Dance gibi modern dans ekiplerini bünyesine almış, fakat izleyicide azalma görülmeye başlanmış. 1994’te kendini tekrar yenileyen mekan, Pina Bausch, Tanztheater Wuppertal’dan büyük eserler sergilese de gerçek sesine, imajına, saygınlık ve popülerliğine 2004’te kavuşabilmiş.

Ruhum! ❤ Pina Bausch, Tanztheater Wuppertal. Foto: Ulli Weiss

İzledim. Boris Charmatz Musée de la Danse Enfant. Foto: SW

İzledim. Boris Charmatz Musée de la Danse Enfant. Foto: SW

Havana Rakatan. İzledim. Foto: Johannes Granseth

Havana Rakatan. İzledim. Foto: Johannes Granseth

İnanmayacaksınız ama bu yaz Sadler’s Wells, bir kez daha elden geçti. Ama bu kez popülerliğinin getirdiği ihtiyaca karşılık verebilmek ve ihtişamına yaraşır bir kaç değişik dokunuş için. Sonbahar-Kış 2014 sezonu, 70’li yaşlarında olan dansçıların sergilediği performanslardan oluşan ‘Elixir Festivali’ ile 12 Eylül’de başladı. Henüz bir şey izlemedim fakat gişeye gidip, kitapçığa dahi bakmadan sadece – Bir bilet lütfen diyebilirim. Ne izlersem izleyeyim, silkeleneceğime eminim.

31 Mayıs 2011’de, 5 haftalık bir atölye çalışması sonrası, edindiğim onlarca genç, yaşlı, engelli yeni arkadaşım ile birlikte ben de sahneye çıktım. “Sahne sizin, eğlenmenize bakın” diye öğütleyen koreografımız Rachel Lancaster ve Sadler’s Wells yöneticileri sayesinde, 1500 kişinin önünde dans ettim. Bunu benim için yapılabilir ve olabilir kıldıkları için ne kadar minnet duysam azdır.

Prova – Sum of Parts – Foto: My Sony DSC-H1©

Showtime! – Sum of Parts – Foto: My Sony DSC-H1© 31 Mayıs 2011

Konuyu sevdiyseniz, paylaşın başkaları da okusun.

Foto ve bültenler için teşekkürler: Caroline Ansdell – Sadler’s Wells.

daktilobymüge© Londra Eylül 2014 – Üzerinde zaman harcadığım ve emek verdiğim materyallerimi kullanmanızın benim için hiç bir sakıncası yok ama nezaketen önceden haber verirseniz çok mutlu olurum.

Bugün Dünyayı Değiştirmeye Gittik. Küresel İklim Değişikliği Yürüyüşü, Londra

Londra’ya güvenirim. My Sony DSC-H1©

Bugün bana dünyayı değiştirmem için bir fırsat verildi. Bunu başarabilmek  için tek yapmam gereken de orada olmaktı. Oradaydım. Cambridge Circus’tan aşağıya, Parliament Square’den sola. Embankment taraflarında karşıladım onları. Bu ne güzellik! Çiçekli tacımı da taktım, hemen aralarına kaynaşıverdim.
Berlin, İstanbul, Delhi, Paris, Melbourne, Rio, New York gibi büyük şehirlerin başını çektiği Küresel İklim Değişikliği (People’s Climate March) Yürüyüşü’nün görkemli Londra ayağındayım. Facebook’ta açılan etkinliğe göre 10 bin kişinin katılması bekleniyordu. O kadar kalabalık ki, kaç kişiyiz tahmin bile edemiyorum. Kesin rakkamı saatler sonra haberlerden öğrenebilirim.

Okula her gün böyle gitsem. My Sony DSC-H1©

Bu yürüyüşte hiç bir canlı incinmedi. My Sony DSC-H1©

Öğrenmek çocukların hakkı.  My Sony DSC-H1©

Öğrenmek çocukların hakkı. My Sony DSC-H1©

Rakkam önemli çünkü bugün burada, dünyanın en güçlü liderlerini etkilemek, onların ‘Küresel İklim Değişikliği’ konusunda gerekli ve daha kararlı adımlar atmalarını sağlamak üzere buradayız. Talepler belli; hem insanı hem de gezegeni dikkate alan bir ekonomi. Küresel ısınmanın yıkıcı etkilerinden arındırılmış, temiz hava soluyabilen, temiz su içebilen, sağlıklı insan topluluklarından oluşan bir dünya. Bu talepleri açık ve en direk bir şekilde dile getirmek için barışçıl bir biçimde sokaklara dökülen, iyi insanlar. Çevre adına çalışmalar yapan ve bu konudaki hassasiyetlerini her fırsatta belli eden aktrist Emma Thompson ve modacı Vivienne Westwood da aramızda bir yerlerde. Seslerini duyuyor ama göremiyorum. Benden onlarla birlikte bir selfie bekleyen okuyucuda yarattığım hayal kırıklığından dolayı üzgün değilim.

Hayvani Cazibe. My Sony DSC-H1©

Başbakan David Cameron'a Mesaj Var. My Sony DSC-H1©

Başbakan David Cameron’a Mesaj Var. My Sony DSC-H1©

Başbakan David Cameron'a Tweet Var. My Sony DSC-H1©

Başbakan David Cameron’a Tweet Var. My Sony DSC-H1©

Gezegenimizi, dolayısıyla çocuklarımızın geleceğini ilgilendiren konulara olan hassasiyetim uzun yıllar öncesine dayanır. Bugünkü amacım bu renkli karelere bakan okuyucuyu konu ile ilgili daha çok bilgi sahibi olmaya meraklandırmak. Mesela, WWF Türkiye‘nin sayfasına ve araştırmalara dayanan daha önceki bir dergi yazıma yönlendirmek. Neden olmasın…İyi okumalar.

An itibariyle 40 bin kişinin sokaklara dökülmüş olduğunu öğrendim. Gurur ve umut verici. Atmosferi yansıtabilmek için video da çektim fakat eski kameramın bugünkü performansından memnun değilim.

daktilobymüge© Londra Eylül 2014

Zeynep Talay Turner: Londra’da Heykel Yapan Filozof

2013 yazında, toz duman ve gaz bulutundan gözün gözü görmediği bir dönemde tanıştık.

-Merhaba. The Guardian’daki yazınızı okudum. Zeynep Tanbay değil mi?
Bana şöyle bir baktı, önce kızdığını düşündüm ama şimdi onu iyi tanıyorum ve içinde öyle tepeden baktıran duygular barındırmadığını biliyorum. Şaşırmıştı.

-Talay, Zeynep Talay.

-Afedersiniz. İsminizi dansçı Zeynep Tanbay ile karıştırdım.

Zeynep’in heykel ile olan gönül bağını öğrenmem uzun sürmedi ama tesadüfen oldu. Sosyal medyayı ve tanıtım amaçlı dijital platformları kullanmayı pek sevmediği için nerede rastladığımı hatırlayamıyorum ama ‘Pain and Peace’ adlı projesi ile tanıştım. Heykel, Aldgate’teki St. Botolph’s Kilisesi’nde sergilenecekti. Bunun için de bronza dökülmesi gerekiyordu. Zeynep, Kickstarter üzerinden fon oluşturmaya çalışıyordu.

Londra sokaklarını keşfe çıktığı günlerden bir gün, St. Botolph’s Kilisesi’ne giren Zeynep, karşısına çıkan lahit bir heykelden çok etkilenmiş. Aynı zamanda bir felsefe doktoru da olan Zeynep ‘Acı ve Huzur’ çelişkisini çok çekici bulmuş. Bir kaç gün sonra kiliseye geri dönmüş, saatlerce bu heykeli incelemiş. Üzerine düşünmüş. Heykelin bir kopyasını yapmak gibi bir niyeti olmayan Zeynep bu ziyaretlerine aylarca devam etmiş. Fakat bir gün eve döndüğünde hiç tereddüt etmeden, eline biraz kil almış. Bütün gece heykel üzerinde çalışmış ve gün doğarken bitirmiş.

Zeynep Talay

Zeynep Talay

Çalışmasının fotoğraflarını kilisesenin görevlisine göndermiş. O da heykeli sergileyebileceklerini söylemiş. 12. yüzyıldan kalma bu kilisenin, bugünkü iç mimarisi 18. yüzyıl ortalarından. Bu nedenle de heykelin sergilenmesi için bronz olması şartı koyulmuş.

Zeynep sonunda heykeli bronza döktü ve sergiledi. Sergiden değil ama, kendi fotoğraf arşivimden bir kaç eserini paylaşıyorum.

Pain and Peace, Bronz, 2013 Foto: My Sony DSC-H1©

Pain and Peace, Bronz, 2013 Foto: My Sony DSC-H1©

Birth, 2011

Untitled, 2014 Foto: My Sony DSC-H1©

Untitled 2014 Foto: My Sony DSC-H1©

Geçtiğimiz eğitim yılı başlarında Zeynep, The Art Academy‘de, heykelcilik eğitimine geri döndü. Felsefik çeviriler yapmaya, eğitmenliğe, yazarlığa, benimle gurme kahveler içmeye ve deneysel heykellerini apartman daireme yığmaya devam ediyor. Beğenmezsem hemen belli ediyorum, o da pain and peace arasında gidip geliyor.

daktilobymüge© Londra Eylül 2014