Aylık arşivler: Nisan 2015

Adam Eline Dağı Almış, Senin Bundan Haberin mi Olmamış – Sümer Erek Enstalasyon

Öğleden sonra saat 4. Geç yenen yemek sonrası gereksiz içilen bir kahve, ardından ziyaret, şampanya ya da sıkıştırılmış baloncuklarla servis edilen ona benzer bir içecekle karşılanma, sonrası düşen çene, eve geliş, kaçan uyku. Güne mahmure başladım haliyle. Ama yazmam gerek. Arada bir karşılaştığım, okur-arkadaşlarımdan destek ve istek var;

– Yazılarını çok seviyorum
– Bir süredir yazmadım
– Neden, mutlaka yazmalısın!
– Bilmem, zaten herkes ahkam kesiyormuş, yazdıklarım hiç okunmuyormuş gibi geliyor.
– Yanılıyorsun, inan bana tahmin ettiğinden çok daha fazla okunuyor. Tarzın çok güzel, olaylara bakış açın da.
– Aslında kendim için yazmalıyım. Zaten bloğa başlangıç niyetim de buydu.
– Mutlaka yaz!

“O kadar davet etti, hiç birine gidemedim, buna gideceğim” diye günler öncesinden planını yaptığım bir Sümer Erek sergisinde, Sümer ile aramızda geçen kısa sohbet bu. “Relational Extravaganza: Arbitrary Dreams” adlı serginin özel gösterimindeyiz. Kuratörlüğünü Christina Mitrentse‘nin yaptığı, resim, fotoğraf, baskı ve heykel koleksiyonlarını kapsayan dinamik bir multi-medya grubu sergisi. Özenle seçilmiş sanatçılar Alex Bunn, Jonas Ranson, Katrina Kotcheff, Nana & Felix, Gareth Lloyd, Yutaka Inagawa, Naoya Inose’in yapıtlarından oluşan bu sergiye Sümer de “The Sound of Cicadas on Five Finger Mountains” adını verdiği enstalasyon ile katkıda bulunuyor. Ağustos böceklerinin Beşparmak Dağları’ndaki sesleri. Sümer buna çığlıkları da diyor.

Mountain III - Sümer Erek

Mountain III – Sümer Erek

Ben Sümer’i, uzun zamandır Londra’da sanatçı kimliği ile yaşayan ve sürekli yeni projeler çıkaran, aynı zamanda da konu sanat ve sosyal aktiviteler olduğunda, hiç bir etkinliği kaçırmayan biri olarak biliyorum. Burada nadir olarak karşılaştığım bir Kıbrıs’lı arkadaşımız olan Sümer’i, siz şöyle tanıyın isterim;
Sümer, dillere destan St. Martin’s School of Art mezunu. Sonra, Camberwell University of the Arts London‘da, “Theory and Practice of Transnational Art” konusunda master yapmış. İngiltere ve dışında, büyük ölçekli kamusal sanat ve katılımcı projeler alanında geniş deneyime sahip.
Bu ziyaretim sırasında lokal bir televizyona röportaj veren Sümer’i yakından dinledim. “ Uzun yıllardan beri Kıbrıs’tan ayrı yaşıyorum, fiziki olarak oraya yakın olmamama rağmen, düşünsel ve duyusal olarak kendimi çok çok yakın hissediyorum.” diye başladığı sözleri ile siz daha gördüğünüz parçalara absürd anlamlar yükleyemeden, eserlerinin esansını veriyor.

Mountain II - Sümer Erek

Mountain II – Sümer Erek

Sümer Kıbrıs’ın kuzeyindeki Beşparmak sıradağlarını, beşparmağı ile kilden yoğurmuş, içine bu duygusunu katmış ve uzanamadığı dağları avucunun içine almış. Bunun yanında doğanın politize edilmiş yanı da Sümer’i ilgilendiriyor. Çünkü, dağların çığırtkan bir tarafı da var. Sümer, adanın kuzeyinde yaşayanların, bu dağların diğer tarafa etkisinin nasıl olduğunu düşünüp düşünmediklerini soruyor kendisine. Nihayetinde dağlara baktığımızda, kocaman ve “çığırtkan” Beşparmaklar ve bitki örtüsünün yanısıra, bir de kocaman Türk Bayrağı görüyoruz. Bu yanıyla da dağların “agresif” duruşu inkar edilemez.
Çalışmada iki yan var; biri dağın sanatçı tarafından şekillendirilişi, bir de Beşpermaklar’daki ağustos böcekleri. Ağustos böceklerinin, ilk duyduğumda beni de heyecanlandıran yaşam süreçleri de Sümer’in ilgisini çekmiş. 17 yıl toprağın altında, bitkilerin köklerinde beslenerek yaşayan bu böcekler, daha sonra kabuklarını da toprak altında bırakarak, çiftleşmek için gün yüzüne çıkıyor. Bundan sonra da ağustos böceğinin hayatında yeni bir süreç başlıyor. Sümer, böceklerin kalıplarını toplayarak işlemiş, pek çoğunu da tek tek elleriyle yapmış. Kısaca, ruhu olmayan kalıplar, manüpüle edilmeye müsait pasif varlıklar haline gelmiş.

The Sound of Cicadas II - Sümer Erek

The Sound of Cicadas II – Sümer Erek

Özel de ise Sümer, Kıbrıs’ın, savaşın olmadığı ama barışın da olmadığı bir ada olduğunu hatırlatıyor. Türk ve Yunan kimliği sorunu hala gündemde. O nedenle böceklerin bir kısmını ulusal renklerle boyamış.

Lacey Contemporary Gallery‘de, çok değil sadece 13 Nisan’a kadar devam eden sergi’ye, Holland Park’ın manolyalarla bezeli muhteşem sokaklarından geçerek, ulaşabilirsiniz.

Manolya - Foto: iPhone müge©

Manolya – Foto: iPhone müge©

Paylaşalım! ❤ – daktilobymüge© Londra Nisan 2015

Reklamlar