Kategori arşivi: Uncategorized

Su – Regent’s Kanal

Gonzalo Kasırgası’nın ağaçları devirdiği, araçları ters yüz ettiği ve balkon masamın örtüsünü uçurduğu bir günde, su kenarına gitmemin bir marifet olduğunu düşünmüştüm.

Hava durulmuş görünüyordu. Kendini arada bir gösteren güneşten faydalanarak güzel fotoğraflar çekebileceğimi de düşündüm, hava durumunun ve hafta içi olmasının verdiği tenhalıkla, daha önce farketmediğim detayları yakalayabileceğimi de. Işığa aldanıp tenimin üstüne yeterince kat çıkmamışım, üşüdüm. Dahi miyim yoksa deli mi diye kendime soracak kadar ileri de gittim hatta. Ta ki sınırda bir yerlerde, 3km uzağından Kobane’ye bakan ve oraya düşen bombaları ve olup bitenleri rapor eden gazeteci bir arkadaşımın dün geceki mesajına kadar: ”Yazılarını takip ediyorum Mügeciğim, Daktilo’na sağlık.“ Aile dostumuz bu şirin kadın, üzerinde kurşun geçirmez yeleği, kafasında kaskı, şu dönem dünyanın en sıcak ve karmaşık coğrafyalarından birinde detay yakalamaya, güzel fotoğraflar çekmeye ve daha da önemlisi bizlere tarafsız haberler ulaştırmaya çalışıyor. Sanırım deli olan o, dahi de. Üstelik ben onun güvenliğinden endişe ederek hatrını soruyorum, o ise daha da hoş bir erdemle beni oralardan yüreklendiriyor. O zaman sevgili Umut’un hayatının bir kaç yılını geçirdiği, güzel günlerini hasretle andığı ve ziyaret etmeye doyamadığı bu şehirden yazmaya devam etmek gerek.

Ben bir balık burcu kadınıyım -ne mutlu size. O nedenle, dağlar tepeler sizlerin olsun, bana su verin, duş verin, havuz verin, deniz verin. Çorba da olur. Size bulaşmam. Evimin çok yakınında olduğu halde Londra’nın ana caddeleri, koca koca yapraklı kocaman ağaçları ve binalar arkasında gizlenmiş biricik hazinesi Regent’s Kanal‘ın, Angel ayağını keşfim o kadar da çabuk olmadı.

Giriş - Foto: My Sony DSC-H1©

Giriş – Foto: My Sony DSC-H1©

Detay - Foto: My Sony DSC-H1©

Detay – Foto: My Sony DSC-H1©

Put a ring on it - Foto: My Sony DSC-H1©

Put a ring on it – Foto: My Sony DSC-H1©

Evdeyseniz çaya gelmek isterim- Foto: My Sony DSC-H1©

Evdeyseniz çaya gelmek isterim- Foto: My Sony DSC-H1©

Kaçmaz - Foto: My Sony DSC-H1©

Kaçmaz – Foto: My Sony DSC-H1©

1812’de Grand Junction Kanal’a ek olarak planlanıp, 1820’de tamamlanan Regent’s Kanal, kentsel dönüşümde büyük rol oynamış ve o dönem, İngiltere’nin ortalarını, güneyine bağlayarak ticari hareketlenmeyi sağlamıştı. 1960’lara kadar, kereste, yiyecek ve yapı malzemeleri gibi yüklü taşımalar bu kanal üzerinden gerçekleştirilmişti.

Londra’nın batısı Little Venice‘den başlayıp, doğuda Limehouse havzasında tekrar Thames Nehri’ne karışan kanal boyunca, Regent’s Park, Camden, Londra Hayvanat Bahçesi gibi popüler yerler, çocuk oyun alanları, sportif aktiviteler, stüdyolar, galeriler, kafeler ve enstalasyonlar bulunuyor.

Detay - Foto: My Sony DSC-H1©

Detay – Foto: My Sony DSC-H1©

Komşu - Foto: My Sony DSC-H1©

Komşu – Foto: My Sony DSC-H1©

Yürümek, koşmak, yayaları irite etmek pahasına bisiklete binmek, güneşli günlerde yayılıp canınız ne istiyorsa onu yapmak için pek bir uygun olan kanal boyunca ben, en çok yürümeyi seviyorum. Sonrasında boş bir bankta oturmayı, belki biraz kitap okumayı. Üstüne güzel bir kahve içmeyi. Cumartesi günleri pergelleri biraz daha açarak, 40 dakika daha ilerlemeyi ve Broadway Pazar’ında bir şeyler atıştırmayı.

Detay - Foto: My Sony DSC-H1©

Detay – Foto: My Sony DSC-H1©

Bahşiş - Foto: My Sony DSC-H1©

Bahşiş – Foto: My Sony DSC-H1©

Selam - Foto: My Sony DSC-H1©

Selam – Foto: My Sony DSC-H1©

Çiçeklerin dili olsa - Foto: My Sony DSC-H1©

Çiçeklerin dili olsa – Foto: My Sony DSC-H1©

Sonuç- Foto: My Sony DSC-H1©

Sonuç- Foto: My Sony DSC-H1©

Gonzalo’nun hafiften üfürmeye devam ettiği bu gün de, ceplerime doldurduğum ağırlıklar sayesinde, kanala uçmadan ve suya yakın olmanın verdiği dinginlikle yürüdüm ve Towpath’da flatwhite’ımı içip ısındım. Darısı Umut’un ve onun kadar yürekli ve dürüst gazeteci arkadaşların başına.

daktilobymüge© Londra Ekim 2014 – Paylaşa paylaşa büyütüceğiz. ❤